Suçluluk ve Sorumluluk Arasındaki Fark Üzerine Birkaç Cümle.

 

Süreçlerinde en sık konuşulan konulardan biri, suçluluk duygusu ile mücadele etmenin zorluğudur. Aynı zamanda bu duygu, yetişkinlik hayatımızın birçok alanında karşılaştığımız sorumluluk kavramı ile de çoğu kez birbirine karıştırılmaktadır.

Ancak suçluluk ve sorumluluk gerçekten de aynı şeyler midir?

Sözlük anlamına baktığımızda suçluluk duygusu TDK sözlüğünde “kişinin ahlaki, dinî kuralları çiğnediğini sezmesi sonucu bilinçli veya bilinçsiz olarak kapıldığı ve kendisiyle ilgili değer yargılarını sarsan duygu.” olarak belirtilirken sorumluluk ise “kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi; sorum, mesuliyet, uhde.” olarak tanımlanmıştır.

Sözlük tanımına bile bakıldığında suçluluk ile sorumluluk arasında azımsanamayacak farklılıklar görülürken, suçluluk ve sorumluluk neden birbirine bu kadar karıştırılır?

Bunun birçok nedeni olmakla birlikte en belirgin nedenlerinden biri, büyüdüğümüz evde/ailede hatalara karşı gösterilen tutumdur. Bazı ailelerde aile bireylerinin, çocuklar da buna dahil olmak üzere, yaptıkları hatalar birer hata olarak değerlendirilemez ve gerçekten uzak bir biçimde olduğundan daha büyük şeyler olarak adlandırılır. Dolayısıyla bu hataya ya da duruma verilen tepki de uygun olandan çok daha büyük olmaktadır. Kişi basit bir hata yaptığında bile bunun bedelinin çok ağır olabileceğini gördüğünde, korkuyla birlikte gelen bir suçluluk hissi de doğabilir. Bu duruma uzun süreler maruz kalan kişiler, yaptıkları ve sorumluluklarını alabilecekleri herhangi bir hatanın direkt olarak suç olduğunu, kendilerinin de suçlu olduklarını, zihinsel bir süzgeçten geçirmeden kabul edebilirler. Oysa suçluluğun sınırları burada belirtildiği kadar geniş değil, aksine oldukça belirlidir.

Sorumluluk ise kişinin özellikle yetişkinlik hayatında attığı adımlar, verdiği kararlar, bir olay karşısında hissettikleri gibi birçok konuda karşısına çıkar ve büyüme-gelişmenin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

İkisi arasındaki ayrımı gözetmek, kişiyi, başa çıkılması oldukça zor olabilecek bir duyguyu sürekli hissederek hayatına bu suçluluk ile yön vermesi durumundan koruyabileceği için önemlidir.